Cumartesi, Mayıs 26, 2012

Regaib Kandiliniz Mübarek Olsun



"Beklenmedik bir trafik kazasıyla dünyadan ayrılan bendengenç bir dostun taze kabrinin başında oturdum. İki küçücük erkek çocuğu,hanımı, anne-babası ve hayattaki bazı yakın akrabaları da o iki günlük mezartoprağının başında, güneşin altında sessizce bekliyorlardı.
Düşündüm: “Hayat bu kadarcıkmış. Bugün buradayım ve yakında,şimdi kalbimi ele geçiren her şeyi bırakıp orada olacağım. O gün her angelebilir üstelik. Gideceğim kesin ve gecikeceğinin hiçbir garantisi yok. Ölümyaşa başa bakmıyor. Bu kaçınılmaz gerçeğimi her gün hatırlayarak mı yaşıyorum?”Cevabım olumsuzdu. Tüm dikkatime rağmen kalbimi katman katman saran gafletimeüzüldüm.

Yüce yaradan şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Size ne olduki, “Allah yolunda seferber olun” dendiğinde yerinize yapışıp kaldınız? Yoksaâhiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat âhiretin yanında dünyamenfaati pek az birşeydir." (Kur`an Tövbe 38)
Hz. Peygamber`in de (asm) şöyle buyurduğu rivayet edilir:

"Bir zaman gelecek, ümmetim beş şeyi sevip beş şeyiunutacak: 1) Dünyayı sevip ahireti unutacak, 2) Hayatı sevip ölümü unutacak, 3)Saray ve köşkleri sevip kabirleri unutacak, 4) Dünya malını sevip kabirhesabını unutacak, 5) Yaratılmışları sevip Yaradan`ı unutacak."
İnsanlık tarih boyunca dünya tarafından bu denli elegeçirilmemişti, ölümlülük bu denli unutturulamamış, hayat bu denli süslügösterilememişti. Doğru değil mi?

Bar bar bağırmak lazım: Aziz insanlar, kendimize gelelim,hayatın amacı dünya değil! Dünya değil! Dünya değil! Bu kadar büyük bir evreninbu kadar kısa bir hayat için yaratılması akıl karı değil! Dünya ahıret içinyaratıldı! İnsan ahıret için yaratıldı! Yeryüzü ahıretteki ölümsüz hayatındağılımının belirlenmesi için yaratıldı. Burası hayali bir an, kısacık birzaman. Sinema, televizyon, teknoloji, zenginlik, servet ne düzeye ulaşırsa ulaşsıntemel gerçeğimiz asla değişmeyecek:

Dünyada misafiriz. Uğrunda gözyaşı döktüğümüz, kazanmak içinçırpındığımız dünyaya ait her şeyi yakında kaybedeceğiz. Buraya Rabbimizitanıyıp keşfetmek, sevmek ve emrettiği yüksek ahlak üzerinden sonsuzluğukazanmak üzere geldik. Ahırette nerede olacağımızı yeryüzündeki seçimlerimizbelirleyecek. Bu kısacık hayatta ektiklerinin mahsulüyle kimisi cenneti vekimisi de cehennemi satın alacak.

Öyleyse dua edelim: Yüce yaradan bizi bu Regaib kandilindeyeniden uyandırsın. Bize Kur’an’ı, emirlerini, imanı, ahlakı, iyiliğisevdirsin. Bizi iffetsizlikten, kul hakkından, haksızlıktan korusun. Kandilinizmübarek olsun. Amin."

Regaib Kandiliniz mübarek olsun.

Hiç yorum yok:

Okçuluk ve Fatih

Rekor Kırdı, Hayatını Kurtardı :
Özbay Güven, Osmanlı Devleti'nin sporcuyu anında ödüllendirdiğini de belirtiyor. "Osmanlı sporcuyu hem korur, hem de anında mükafatlandırırdı. Osmanlı'nın sporcuya değer vermesini size bir örnekle anlatayım. Solak Sinan Subaşı, Fatih Devri'nin en büyük kemankeşlerinden birisiydi. Okmeydanı'nda da 1200 gezin üzerinde iki rekoru vardı. Sinan Subaşı, Silifke Kalesi'nin komutanıyken Karamanoğulları kaleyi ele geçirince Fatih öldürülmesi için ferman verdi. Fakat o sıralarda Sinan Subaşı rekorlar kırdığı için padişah kendisini affederek 'Kanını menziline öndül (ödül) koydum' dedi".

Fatih'in Oku :
Ayasofya'ya girdikten sonra Fatih , bir ok çekip '' alametim olsun '' diyerek Ayasofya kubbesinin ta ortasına attı.Bu okun yeri halen görülmektedir.
( Evliya Çelebi Seyehatnamesi 1.Cilt Syf:76,Çeviren : Mehmet ZILLİOĞLU )
- Okçuluk antrenmanları; mutlaka bir antrenör eşliğinde ,emniyet tedbirleri alınmış güvenli bir alanda ve kimseye zarar vermiyecek bir şekilde, yapılmalıdır.
KENDİNİZE DEĞER VERİN : A K R A F M C A N L I Y A Y I N

Okçuluk Bir Ata Sporudur

Okçuluk insanlığın varoluşuyla birlikte doğmuştur.Türkler ok ve yayı hem sanatsal hem de teknolojik açıdan ele alıp günümüze kadar getirmişlerdir.Osmanlı'larda okçuluk zirveye çıkmış ; top menzilinin 600 m. olduğu zamanlarda osmanlı okları 800 m.yi geçiyordu. Devamı...>>

Hakkımda

Fotoğrafım
KOCAELİ, İzmit, Turkey
1968 doğumluyum.Beş yaşından beri ok atıyorum, 1981 yılında 13 yaşımda lisanslı olarak resmi anlamda okçuluk sporuna başladım.1987 yılından itibaren okçuluk antrenörlüğü yapıyorum.Milli Takım Antrenörlüğü yaptım; on tane antrenör, iki bölge antrenörü ve bir milli takım antrenörü ayrıca bir çok milli sporcu yetiştirdim.Sporcularım rekorlar kırıp, sayısız şampiyonluklar kazandı.İktisat fakültesi mezunuyum.1990 yılından itibaren kadrolu okçuluk antrenörü olarak görev yapmaktayım.1991 yılından bu yana da Türk-Osmanlı Okçuluk Tarihi ve olimpik bir spor dalı olan günümüzdeki Okçuluk Sporu hakkında araştırma yapmaktayım. Okçuluk Türklerin ilk ata sporudur ve ben de okçuluk sporunu çok seviyorum,okçuluğun yayılıp gelişmesi için çalışıyorum, bu nedenle Türk okçuluğunu hakkettiği yere getirmek için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum. -He was born in 1968 -Turkey.He has begun archery in 1981. Since 1987 he has been archery trainer. He has worked as Turkish National Team Trainer; educated many archers and already continue to this nice and hard job; studied Economy. He was born to be an archer ; try his best to develop archery in Turkey and World.

Beğendiğim Kitap : Zen ve Okçuluk

okçuluk video

Loading...

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı