Pazar, Mart 23, 2008

Okçuluk Milli Takımı Kampa Girdi

Okçuluk Türk Milli Takımı Kampa Girdi
21 Mart 2008 Cuma 10:37

Dominik Cumhuriyeti'nde düzenlenecek World Cup 1. ayağına katılacak Okçuluk Türk Milli Takımı, Antalya'da hazırlıklarını sürdürüyor.

Dominik Cumhuriyeti'nin başkenti Santo Domingo kentinde 1-5 Nisan tarihlerinde düzenlenecek World Cup 1. ayağına katılacak Okçuluk Türk Milli Takımı, teknik direktör Kim Jeong-Ho, Antrenörler Cumhur Yavaş ve Vladimer Lekveishvili gözetiminde hazırlıklarını sürdürüyor. Okçuluk tesislerinde bir hafta önce kampa giren milli takımda, 4 erkek ve 3 bayan sporcu yer alıyor. 29 Mart'a kadar çalışmalarını Antalya'da sürdürecek milli takım, daha sonra Dominik Cumhuriyeti'ne gidecek. Milli takım, ardından Nisan ayının sonlarına doğru Hırvatistan'da gerçekleşecek World Cup 2. ayağına katılacak. Antrenör Cumhur Yavaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hedeflerinin 15 Mayısta Fransa'da düzenlenecek Avrupa Okçuluk Şampiyonası olduğunu söyledi. Yavaş, World Cup'un her iki ayağının Avrupa Şampiyonası için hazırlık niteliğinde olduğunu dile getirerek, ''Avrupa Şampiyonası bizim için çok önemli. Burada elde edeceğimiz derece ile Olimpiyatlara sporcu göndereceğiz. World Cup'ta da sporcularımızın performansını göreceğiz'' dedi.

- Kaynak : http://www.sporstudyo.com/news_detail.php?id=26640

Çarşamba, Mart 12, 2008

2008 Salon Okçuluk Avrupa Şampiyonası'nın Ardından

Avrupa salon okçuluk yarışmasında bir çok ilk yaşandı bizim açımızdan. İlk önce; hiç ithal sporcusu olmayan kendi çocuklarımızdan kurulu recurve yay erkek takımımız 3. oldu , daha önceki ferdi derecelerimizin yanısıra, uzun bir aradan sonra recurve yay büyük erkek takımımızın Avrupa salon yarışmalarında takım halinde derece alması bizi çok sevindirdi.

Compound yay büyük erkek takımız 4. oldu hemde dev gibi bir İtalya’yı eledi hem de takımda as sporcularımız olmadığı halde, Dinçer ve Emre de bu takıma dahil edilseydi kesin derece de alırdık.

Ayrıca recurve yay genç erkek ve bayan takımılarımız ve compound yay genç erkek takımımız da 4. oldu ; 4.'ncü olan bu takımlarımız 1.'nci de olabilirdi.

Ferdi derecelerimiz olmadı; ben özellikle recurve yay genç bayan ve erkeklerden ayrıca compound yay genç erkeklerimizden ferdi derece bekliyordum. İnşaallah açık hava Avrupa şampiyonasında ve de Türkiye'deki açıkhava Dünya Gençler Okçuluk Şampiyonası'nda gençlerimiz derece alırlar.

Kore’li Hocamızın millitakımın başında ilk yurt dışı yarışmasıydı, takımı ve antrenörlerimizi yarışma esnasında analiz etme fırsatını buldu.

Recurve yay bayan takımının derece yapamayacağı daha gitmeden belliydi, nasıl belliydi? Çünkü bu takımda Zekiye ve Merve de olmalıydı. Zaten bayanlarda olimpiyat kotasını almak için uğraş vereceğimiz kadroda Zekiye olmazsa işimiz zor. Hatırlayacağınız gibi daha önceden Zekiye zamansız ceza almasaydı zaten bayan takımımız şu an olimpiyat kotasını almıştı bile.

Koreli Hoca sporcuları tam tanımadığı için birkaç hatalı seçim yaptı ama yinede Türkiye şartlarında kendi seçme kriterleriyle, yeni gelmiş bir hoca olarak bence iyi kadro kurdu. Kim Hoca bize lazım ve ileride çok faydasını göreceğiz tabii ki uzun vadeli kalırsa.

Yarışmaya compound genç bayanlarda götürülseydi onlarında derece şansları yüksekti, genelde puanlara baktığımızda bizim sporcularımızın puanları iyi durumda gözüküyor.

Türkiye'de Ekim ayında yapılacak Gençler Dünya Okçuluk Şampiyonası'na şimdiden gençlerimizin hepsini alıp kamplarda eğitmemiz gerekir. Neden eğitmek diyorum, çünkü bizim çocuklarımızın eleme tur atış eksiklikleri var ,bol bol eleme tur atışlarına çalışmaları gerek, kendilerine olan güvenlerinin arttırlıması da gerekiyor.Ayrıca cocuklarımıza zihinsel antrenman çalışmaları ve yarışmaya çok kısa zamanda konsantre olma çalışmaları da yaptırmamız şart.

Gelelim kalıcı ve başarılı sporcuların artması için yapılması gerekenlere; yapılması gereken çok basit, profesyonelliğe geçiş. Yani maaşlı sporcuların olması için gerekli zemin ve yasal prosedürün oluşturulması, tabi ki kolay değil ama sponsor bağlantılı en azından çok başarılı bir kaç sporcumuzla başlayabiliriz bu işe. Ayrıca minik sporcularımızdan başlayarak yıldız ve genç sporcularımızın çok iyi takip edilmesi gerekiyor. Dediğim gibi çok başarılı olan genç sporcularımızı da profesyonelliğe ilk adım için okullarının garanti altına alınması ve okul masraflarının belli bir bölümünün bile olsa karşılanması, ileride de meslekleri için de plan yapılması şart. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi okçuluk yapılan bölgelerde en az iki okulu pilot okul seçip, bu okullara okçuluk külüpleri kurturtmalı ve buraları okçu kaynağı yapmalıyız. Bağlı bulunan belediyelerede okçuluk antrenman salon ve sahaları yaptırtmalıyız.

Bizim için bu yarışmadan sonrası daha önemli; olimpiyat kotası için uğraş vereceğimiz çok zor günler var önümüzde, gerçekten Kim Hoca ve kadrodaki sporcularımıza çok iş düşüyor.İnşaallah güzel başarılar elde ederiz. Ayrıca ülkemize uluslararası yarışma almakla iş bitmiyor bu yarışmalarda derece elde etmek lazım. Ekim ayında Antalya'da yapılacak olan Gençler Dünya Şampiyonası hazırlıklarına şimdiden bölgelerimizde başlamamız lazım. Federasyonun; yetişmiş genç sporclarımızın olduğu bölge antrenörleriyle hemen dialaoğa geçmesi ve o sporcularımızın daha verimli çalıştırılması için gereğinin yapılması gerekiyor.

NOT : Yukarıda yazdıklarım benim şahsi düşüncelerim. 26 yıldır okçuluk camiasında olan biri olarak kendi tecrübelerim ve bilgim doğrultusunda fikirlerimi belirtmeye çalışıyorum. Ayrıca, yazılarımı takip edip bana yardımcı olan okçuluk sevenlere teşekkür ederim.

Çarşamba, Mart 05, 2008

KOLAY YAY YAPIM TEKNİĞİ

KOLAY YAY YAPIM TEKNİĞİ


Dünya üzerinde binlerce yıldır yay yapılmakta ve kullanılmaktadır. Bilinen yayların hepsinin yapımını anlatmak bu aşamada beni aşar. Bu yazıda tek parça tahtadan yapılan (internette aramak isterseniz: self bow), İngiliz uzun yayı (long bow) ve Amerikan yerlilerinin yassı yayının (flat bow) nasıl yapıldığını anlatmaya çalışayım.

Bu tip yaylar için birçok ağaç türü kullanılabilirse de birinci sırada gelenler uzun yay için "porsuk ağacı" (yew), yassı yay için "osage orange"dır (Amerika'da bulunan bir ağaç türü, bildiğim kadarıyla Türkiye'de yetişmiyor). Kara ağaç,akça ağaç ve dişbudak ağacı ikinci sırada gelir (Türk yayı yapımında akça ağaç bir numaradır) . Ayrıca ceviz, ardıç,yabani fındık, akasya, kiraz ve başka birçok ağaçtan da yay yapılabilir. İyi bir yay yapmak için bir ağaç dalı veya genç bir sürgün değil 10-20cmlik bir kütük gereklidir. Daha ince bir ağaçtan yapacağınız yay kısa sürede deforme olur, çok kalın bir ağaçla işe başlarsanız da çok fazla malzeme ziyan olur. Çünkü elinizdeki kütüğü elma dilimler gibi dilimlemeniz gerklidir (bkz. şekil 1). 4 ila 6 cm genişlikteki bir dilimin kabuğu soyulduktan sonra dıştan 3-4cm'lik bölümü (bazı ağaç tiplerinde dış katmanların da bir bölümünün yontulması gerekir,yazının devamında değinilecek) yay yapımı için kullanılır.Kütüğün boyu yapacağınız yayın tipine göre 160-200cm arasında olmalıdır. Bu boyda malzeme bulamazsanız yayı iki parça olarak da yapabilirsiniz (yazının devamında değinilecek). İdeali kütüğü balyoz ve kama kullanarak yarmaktır. Bu şekilde liflerin kütüğün bir ucundan bir ucundan bir ucuna nasıl uzandığını görebilirsiniz. Yayı liflerin yapısına göre şekillendirmeniz gerekir. Liflerin boydan boya akışını kesecek olursanız (bkz. şekil 2a), bir süre sonra lifler birbirinden ayrılır ve yay kırılır. Lifler bir uçta bir uca helezon şeklinde uzanıyor olabilir veya büyük bir budağın etrafından geçerken yanlara deplase olmuş olabilir (bkz. şekil 2b).Bu durumda ya eğri bir yayı kabullenir ya da eğri olan dilimleri hiç kullanmazsınız . Zaten siz dıştan düzgün görünecek şekilde yontsanızda yay liflerin akışına göre çalışır. Eğer kütüğü hızarla biçtirmek zorundaysanız ihtiyacınız olanın iki katı genişlikte (8-10cm) biçtirebilir, sonradan lifleri takip ederek yontabilirsiniz.

Bu şekilde hazırlanan parçalar (bow staff) iki ucu vernik veya bal mumuyla kaplandıktan sonra 1-2 yıl kurumaya bırakılır. Uçları mühürlemek kuruma sırasında oluşacak çatlamayı azaltmaya yarar. Bu kadar bekleyemem diyorsanız kerestecilerden malzeme alıp direkt kullanabilrsiniz. Bu durumda da fırınlanmıştan ziyade kendi halinde kurutulmuş malzemeyi tercih edin. Fırınlanmış ağaç yay yapımı için çok kuru olabilir. Kütük bulamazsanız da lif yapısı uygun düz kesilmiş (kereste güzel görünsün diye genellikle çapraz kesilir, bu şekilde kesilmiş ağaçtan kesinlikle uzak durun) öz odun kalasından iki yay çıkarabilirsiniz. Öz odun kalasını iki ucundaki halkalara bakarak anlayabilirsiniz (Bkz şekil 3)Elinize uygun malzeme geçirebilirseniz yayı yontarken dikkat etmeniz gereken en önemli husus hedefe bakan yüzeyin (back of the bow) tek bir büyüme halkasından olmasıdır. Sorun çıkma ihtimali en fazla olan aşama bu olduğu için önce işe bu yüzü hazırlamakla başlayın. Kullanacağınız ağaç iki farklı renk tahtadan oluşuyorsa (Porsuk ağacı öz odunu koyu renk olan ağaçlar) yayın dış 1/3'ü açık renk, içte kalan (ok atarken size bakan taraf) 2/3'ü koyu renk halkalardan olmalıdır. Bunu sağlayabilmek için açık renk halkaların bir bölümü yontulup atılır. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Açık renk dış halkalar da oluştuğu mevsime göre iki farklı tondadır. Bunlardan koyu renk olan bir tanesi seçilmeli ve bu halkaya zarar vermeden üzerindeki halkalar çıkarılmalıdır (bkz şekil 4).Eğer beyaz odunlu bir ağaç kullanacaksanız (dişbudak gibi) kabuğunu soymanız yeterlidir. Her iki durumda da budakların etrafından heçen lflerin deplasmanına dikkat edin. Düzgün olsun diye budakları yüzeyle sıfırlamayın. Ayrıca bitmiş yayın tam kenarında budak bırakmayın. Yayın üzerinde budak kalması zorunluysa bir santimdan küçük ve ortaya yakın olmalı, böylece etrafından geçen lifler yayın bütünlüğünü sağlayabilir.Yayın dış yüzeyi hazır olunca kurşun kalem veya tebeşirle yayın orta hattını belirleyin. Orta hattı belirlerken de liflerin akışını takip etmeyi unutmayın. Lifler dümdüz ilerlemiyorsa orta hat da dümdüz ilerlemeyecektir. Sonra bu çizginin orta noktasını belirleyin. Orta noktanın 2,5cm üstünü ve 7,5cm altını işaretleyin. Arada kalan 10cm'lik bölüm yayın tutamağı olacak. Bu bölüm hiç esnemeyecek veya çok az esneyecek (bazı uzun yaylarda) şekilde yapılır. Yayın iki kolunu (limbs of the bow) yapmak istediğiniz boya göre orta noktadan eşit uzaklıkta işaretleyin.160 cm'lik bir okçu yaklaşık 180cm'lik uzun yay kullanır (okçu uzadıkça yay da uzar), yassı yayların boyu 140-170cm arasında olur ama bu aşamada yayı malzemeniz elverdiğince uzun tutun, bitmiş yay çok zayıf kalırsa kısaltarak güçlendirebilirsiniz. Dikkat ettiyseniz yayın tutamağın altında kalan bölümü üstünde kalan bölümünden 5cm kısa kaldı. Bu durum yayın alt kolunun daha sert yapılmasıyla telafi edilir. Ayrıca gekeneksel yayların bu tiplerinde ok elinizin üzerinden atıldığı için okun ucu merkezden biraz yukarıda kalır (arkası ise kirişin merkezine oturtulur) bu da dengesizliğin düzeltilmesine katkıda bulunur. Artık yayın şeklini orta hatta göre simetrik olacak şekilde işaretleyebilirsiniz. Bu ilk işaretleme yayın şeklini ortaya çıkarmak içindir. Yayı belirli bir ağaçta belirli sertliği oluşturacak tablolara göre milimetrik olarak işaretleyebilirsiniz ama her ağaç türüne göre hazır tablolar bulamazsanız. Uygun ağaç türünü bulsanız da istediğiniz boy ve sertliği bulamazsınız. Bence kaba iş bittikten sonra sertliğini ayarlamak için yavaş yavaş incelterek ara sıra sertliğini denemek daha pratiktir. Uzun yay için tutma yerinden uçlara doğru düzenli olarak 1,5cm'e inceltin. Yassı yay için tutma yerinden sonraki 7,5cm içinde 4cm'e, sonraki 5 cm'de 4,5cm'e çıkın, yay kolunun ortasına kadar bu genişliği koruyun, sonra uçlara kadar 2,5cm'e indirin. Tutma yeri uzun yayda 2,5-3,5 cm çapında, yassı yayda 2,5cm * 3-3,5cm ebatlarında olur. Tutma yerine modern yaylardaki gibi ergonomik girinti çıkıntılar yapmak istiyorsanız bunun için de ayrıca pay bırakmalısınız. Unutmayın ki bu girintiler yayın iç ve yan kısımlarıyla sınırlı olmalıdır, yayın dış yüzüne bıçak değdirmeyin. Geleneksel yaylarda bu bölüme sadece bir parça kumaş veya deri sarılır.Kalınlık yassı yayda ilk 7,5cm içinde hızla 2,5cm'e, sonraki 10cm'de 2cm'e iner, yay kolunun ortasına kadar bu kalınlık korunur, sonra uçlara kadar tedricen 1cm'e iner. Uzun yayda tutma yerinden uçlara doğru düzenli olarak 1,5cm' iner. Buraya kadarki işlemi çift saplı marangoz bıçağıyla veya hata yapmayacağınıza güveniyorsanız keserle yapabilirsiniz. Kaba işi bittnce bir tahta rendesini mümkün olduğunca ince ayarlayıp yayı bükülmeye başlayıncaya kadar yanlardan ve iç yüzeyinden yavaş yavaş traşlayın. Uzun yayda karakteristik kesit profilini oluşturan sırt hattına özen gösterin (bkz şekil 5). Yay bükülmeye başlayınca iki ucuna 4mm'lik yuvarlak kesitli bir eye ile kiriş oluklarını açın. Kiriş oluklarını yayın yan yüzlerine açın ve iç yüzünde birleştirin, dış yüzeye kesinlikle dokunmayın. Bunlar yayın ayarı (tillering) için takılacak ilk kirişi tutmak içindir. Bu kiriş yayı bükmeden takabileceğiniz kadar uzun olur. Eğer yeterli uzunlukta malzeme bulamadıysanız buraya kadar olan işlemler yaklaşık aynıdır. Tek fark, iki parçalı yapıyorsanız yayın her iki tarafında da bir orta nokta işaretler, sonra üst koldaki orta noktanın altında 5cm daha pay bırakırsınız. İki parçayı birleştirebilmek için üst koldaki bu 5cm'lik payı "V" şekilnde yontun, alt kolda da orta noktadan içeri doğru 5cm'lik "V" şeklinde bir parçayı kıl testere ile kesip çıkarın (şekil 6'da geçme yandan gösterilmiştir).Geçme mükemmel olana kadar iki ucu eğe ve zımpara ile düzeltin. Tutamağın kesit profiline uyan ve birbirinin içine geçebilen iki tane 10cm'lik pirinç veya paslanmaz çelik boru bulun. Bunlardan içte kalacak olanı 7,5 ve 2,5cm'lik iki parçaya ayırın. 7,5cm'lik parçayı yayın alt bölümüne, 2,5cm'lik parçayı üst bölümüne tutamağı oluşturacak şekilde sıkıca yerleştirin. Dış kılıfı oluşturacak boruyu da alttaki parçanın üzerine geçirin. Çivi veya perçin ile her iki taraftaki boruyu tutamağa sabitleyin, çivileri yüzeyle aynı seviyeye gelene kadar zımparalayın.Artık son aşamaya geçebilirsiniz. Bu işlemin iki amacı vardır birincisi yayın boylu boyunca çalışmasını sağlamak, ikincisi de yazının başında değinildiği gibi daha kısa olan alt kolun üst koldan biraz dah sert olmasını sağlamaktır. Bu aşamada bir yay terazisine (tillering stick) ihtiyacınız olacak (bkz. şekil 7). Yaklaşık 90cm'lik bir tahta parçası bulun. Üzerini 5cm'de bir işaretleyin. İlk işaretin üzerine 3cm arayla üç büyük çivi çakın. Yayın tutamağını bu desteğe yerleştirin. Sonraki her işaretin üzerine de küçük bir çivi çakın. Yayın kirişini ilk çiviye yerleştirin, yayın kollarının nasıl büküldüğüne bakın. Düzgün bükülmüyorsa bükülmeyen alanları biraz inceltin. Sadece tahta törpüsüyle çalışın ve yavaş olun, bir yerden fazla malzeme alırsanız yayı boylu boyunca inceltmeniz gerekir. Düzgün bükülüyorsa kirişi bir sonraki çiviye alıp işlemi tekrarlayın. Yay kendi çekme mesafenize ulaşana kadar bu işlemi sürdürün. Çekme mesafesi (draw length) yayı tutan elinizle oku kilitlediğiniz nokta arasındaki mesafedir, kişiden kişiye değişir. Piyasada satlılan yayların gücü (draw weight), genellikle 28inch'de (71cm)- X pound (0,453kg) kuvvet olarak verilir. İşiniz bittiğinde yayın sertliğini kontrol edin (rakam istiyorsanız bir dinamometreyle ölçebilirsiniz. istediğinizden biraz sert olduysa ama çekebiliyorsanız inceltmek için acele etmeyin. Birkaç düzine atıştan sonra biraz yumuşar. Şimdilik törpü izlerini zımparalayın ve kirişin boyunu yaydan 10cm kısa olacak şekilde ayarlayın . Asıl kirişin boyunu ve kiriş oluklarının açısını belirlemek için kısaltılmış kirişle yayı kurun. Otostopçu işareti gibi yumruğunuzu kapatıp başparmağınızı kaldırın (bu ölçüye "fistmele" denir). Elinizi bu şekilde tutamağın üzerine koyun, kiriş başparmağınızın ucuna gelmeli. Kirişin boyunu buna göre ayarlayın. Yay bu şekilde bükülmüşken asıl kiriş oluklarının hangi açıda açılması gerektiğini görebilirsiniz. Yay kuruluyken kirişin kiriş oluklarının kenarlarına sürtünmemesi gerekir.Asıl kirişi takıp birkaç saat çalıştıktan sonra yayı inceltmek veya cilalamak konusunda karar size kalmış. Ayrıca uçlarından kısaltarak biraz sertleştirmek de mükündür (yay ne kısaysa o kadar çabuk deforme olur). Geleneksel (dolayısıyla toluen ihtiva etmeyen) bir cila kullanmak istiyorsanız balmumu, keten yağı veya keten yağı gomalak karışımı kullanabilirsiniz.
-
- Aşağıdaki siteleri incelerseniz görsel olarakta bilgi sahibi olabilirsiniz.
-
- Daha detaylı yay yapımı bilgileri : - http://turkish-archery.blogspot.com/
- Yay ve Ok Yapımı Görüntüleri : - http://ok-yay-hedef.blogspot.com/2007/09/bow-buddies.html

OK VE YAY İLE AVCILIK

OK VE YAY İLE AVCILIK


- Rıdvan UZUNTAŞ
- II. Kademe, Milli Okçuluk Antrenörü


Ok ve yay tarihin en etkili ilk silahı ve ilk aletli sporudur. Uygun kalınlıkta ve uzunlukta düz bir ağaç dalını hafif eğip, iki ucundan bir sicimle gergin olarak bağlanıp, daha ince ucu sivriltilmiş uygun uzunluktaki düz bir dalı da sicimin üstüne yerleştirip, sicimi çekerek dalı gerip dalın esneme gücü sayesinde sivri uçlu dal parçasını uzağa fırlatmak, ok atmaktır.

Arkeolojik kazılarda binlerce yıllık geçmişinin görüldüğü ok ve yay; İslam inancına göre de ilk savunma aracıdır ve kutsaldır. Dünya’ ya indirilen ilk insan Hz. Adem A.S.’a, ok ve yay Allah tarafından gönderilmiştir. İnsanlığın varoluşuyla eş zamanlı olarak ok ve yay insanla birlikte gelişmiştir. Ok ve yay ; insanın silahı,arkadaşı,sırdaşı ve güvencesi olmuş, her uygarlık ok ve yayı biraz daha geliştirmiş, günümüze kadar getirmişlerdir.

Okçuluk; insan, yay ve oktan oluşur, amaç uzaktaki hedefi vurmaktır.Okçuluk günümüzde son derece modern malzemelerle ve kurallar çerçevesinde yapılan olimpik bir spor dalıdır.Ok atmanın en çekici ve güzel tarafı uzaktaki bir cismi vurmanın hazzıdır.Ok atan kişi bedenini ve ruhunu eğitip; kendisini maksimum düzeyde kullanmasını öğrenir. Okçuluk sporu yapılırken ilk önce emniyet tedbirleri mutlaka alınmalı,kimseye zarar vermeyecek bir mekanda okçuluk çalışmaları yapılmalıdır. Okçuluk sporu günümüzde gelişmiş malzemelerle yapılmaktadır ve tekniğe dayalı bir spordur, bu nedenle ilk etapta tek başımıza ok atamayız mutlaka bir antrenöre ihtiyacımız olacaktır.

Dünya'ya okçuluğu öğreten Osmanlı'lar olmuştur. Avrupalı okçuların rekor ok atışları 300 m. iken, Osmanlılarda 600 m.ye ok atamayan okçu bile olamıyordu.Yıllarca Ok Meydanlarında talim yapılıp rekor ok atışları yapılmıştır.Osmanlılar zamanında kuralları konulup, bu günkü kulüp anlayışında dernekler kurulmuş, usta çırak ilişkisi esasına dayalı, hem sporcu hem de asker statüsünde okçu yetiştirilmiştir.Osmanlı yay ve okçuluk dükkanları yıllarca okçuluk malzemesi üretmişlerdir.Osmanlı'ların yaptıkları yay ve oklar günümüze kaynak olmuş; günümüzde kullandığımız yay ve oklar Osmanlı' lardan taklit edilerek yapılmıştır.

Günümüzde okçuluk sporu,açık hava okçuluğu ve salon okçuluğu olarak yaz kış yapılabiliyor.Açık hava okçuluk mesafeleri 90 m. ile 30 m. arasında değişmektedir.Salonda 18 m.den ok atışı yapılır.Tabii ki kurallara bağlı kalınarak yapılan okçuluk sporu olimpiyatlarda da yer almaktadır. Olimpik dalda Dünya'da en başarılı ülke Kore'dir.

Ok ve yay spor olmadan önce savunma ve avlanma için kullanılmıştır. Günümüzde ok ve yayla yaygın biçimde avcılık yapılmaktadır.Herkesin bildiği kara avcılığının yanı sıra, balık avcılığında da ok ve yay yoğun bir biçimde kullanılmaktadır.

Amerika kıtasında’ da milyonlarca insan ok ve yayla avcılık yapmaktadır. 2007 yılında sadece ok ve yayla avlanan avcılar tarafından 300 bin geyik avlanmıştır.Denizlerde,göllerde ve akarsularda balık avlamak için kullanılan ok ve yay malzemeleri günümüzde inanılmaz bir şekilde teknolojiyle gelişmiştir.Özellikle 1970 yılların başında icat edilen makaralı yay sistemiyle, ok ve yayla avcılık hızla artmaya başlamıştır. Recurve yay dediğimiz klasik yayları gerdiğimiz zaman yayın tüm gücünü ( avcılık için yay çekiş sertliği ortalama 25 kg.dır.) bedenimizde hissettiğimiz için uzun süre nişan almak çok zordur. Fakat makaralı yayı çektiğimizde yayın çekiş gücünün çoğu egsantirik çalışan makaralara bindiği için yay yükünün üçte birini hissederiz. Ve özellikle avcılık için hareketli hedeflere nişan almak çok kolaylaşır.

Crossbow(tatar yayı) tipi yaylarla iyi ayarlanmış bir nişangahla 60 m. den sabit haldeki bir kibrit kutusunu vurmak mümkündür. Bu tür yaylarda mandallı tetik mekanizması mevcuttur. Crossbow dediğimiz bu yaylarda da garanti avlanma mesafesi maksimum 80 m. civarındadır. Bu tip yayların avcılar açısından en büyük avantajı, av esnasında çok ses çıkartmadığı için hayvanların ürküp kaçma riski daha az olmasıdır. Dez avantajı tek ok atışı yapıldığı için seri değildir ,ikinci bir ok atmak için 10 sn daha gerekir. Ayrıca yağmuru ve rüzgarı da iyi hesap ederek nişan almalıyız. Yaylar tüfek gibi geri tepme yapmaz.

Avlanmak için ok ve yayın tercih edilmesinin en önemli sebebi çok sessiz olmasıdır.Tüfekle avlanırken çıkarttığı ses ve kokudan hayvanların o yöreden hızla kaçması her zaman olağandır .Ancak yay çok sessiz oku attığı için defalarca ok atma şansımız vardır.Ayrıca okun çıkarttığı sesi hayvanlar kolay kolay algılayamamaktadır, o yüzden menzilimizden çok uzağa da gitmezler.Tüfeğin yaptığı kurşun atıkları,kovanlar ve çıkarttığı ses vb. kirliliği ok ve yay yapmaz, doğayla tam uyum içerisindedir.

Attığımız okla çok rahatlıkla bir fili, timsahı yada bir domuzu anında öldürebiliriz. Okun ucuna takılan jilet gibi keskin üçgen ve çok sivri uçlar dönerek hedefe girer, içeride dönmeye devam eder. Girdiği yeri parçalayıp oyar ve anında kanı dışarı boşaltır. Ok vurduğu yere ortalama 250 kğ.lık bir basınç yapar. Bu yüzden kuş avcılığında okun ucuna papatya şeklinde kıvrılmış telden ok uçları takılır ki,hayvana gelen ok, kuşu parçalamasın sadece darbeyle avlanılsın diye.

Yayın sertliğine ve kullanılan oklara göre makaralı yaylar oku ortalama 600 m. ye kadar fırlatabilir. Garanti avlanma mesafesi 80 m.-100 m. Arasıdır. Makaralı yaylar ve arbaletlerde tetik,dürbün vb. aksesurlar kullanıldığı için hedefi vurma yüzdesi çok yüksektir. Okun ilk çıkış hızı makaralı yaylarda 320 fps. ye kadar çıkmıştır. Makaralı yayla atılan bir ok 80-90 m.’yi bir saniye. civarında kateder. Kaiteli yayın ömrü 20 yıl civarındadır. Ok ve yay takımlarının fiyatları da kalitesine göre değişir. Ama ortalama bir değer verirsek, 2000-YTL. ye iyi bir takım alınabilir.

Sonuç olarak, “ok ve yay ile avcılık” daha çok tanıtılmalı ve Türkiye’de yayılması sağlanmalıdır. Daha temiz bir doğa için, daha sessiz bir av için, av hayvanına daha çok şans vermek için,ananevi avcılığa sahip çıkmak için ve de sağlık için ok ve yay ile avcılık yapalım.

-Not : Çocukluğumuzda birlikte ok attığımız arkadaşım Ertuğrul ARDA' nın '' Okla Avcılık'' hakkındaki faydalı makalesinide buraya ilave etmek istiyorum, inceleyin çok faydalı bence.OKLA AVCILIK ... >>>

ARŞİV ( Aradıklarınızı Bulun )

Okçuluk ve Fatih

Rekor Kırdı, Hayatını Kurtardı :
Özbay Güven, Osmanlı Devleti'nin sporcuyu anında ödüllendirdiğini de belirtiyor. "Osmanlı sporcuyu hem korur, hem de anında mükafatlandırırdı. Osmanlı'nın sporcuya değer vermesini size bir örnekle anlatayım. Solak Sinan Subaşı, Fatih Devri'nin en büyük kemankeşlerinden birisiydi. Okmeydanı'nda da 1200 gezin üzerinde iki rekoru vardı. Sinan Subaşı, Silifke Kalesi'nin komutanıyken Karamanoğulları kaleyi ele geçirince Fatih öldürülmesi için ferman verdi. Fakat o sıralarda Sinan Subaşı rekorlar kırdığı için padişah kendisini affederek 'Kanını menziline öndül (ödül) koydum' dedi".

Fatih'in Oku :
Ayasofya'ya girdikten sonra Fatih , bir ok çekip '' alametim olsun '' diyerek Ayasofya kubbesinin ta ortasına attı.Bu okun yeri halen görülmektedir.
( Evliya Çelebi Seyehatnamesi 1.Cilt Syf:76,Çeviren : Mehmet ZILLİOĞLU )
- Okçuluk antrenmanları; mutlaka bir antrenör eşliğinde ,emniyet tedbirleri alınmış güvenli bir alanda ve kimseye zarar vermiyecek bir şekilde, yapılmalıdır.
KENDİNİZE DEĞER VERİN : A K R A F M C A N L I Y A Y I N

Okçuluk Bir Ata Sporudur

Okçuluk insanlığın varoluşuyla birlikte doğmuştur.Türkler ok ve yayı hem sanatsal hem de teknolojik açıdan ele alıp günümüze kadar getirmişlerdir.Osmanlı'larda okçuluk zirveye çıkmış ; top menzilinin 600 m. olduğu zamanlarda osmanlı okları 800 m.yi geçiyordu. Devamı...>>

Hakkımda

Fotoğrafım
KOCAELİ, İzmit, Turkey
1968 doğumluyum.Beş yaşından beri ok atıyorum, 1981 yılında 13 yaşımda lisanslı olarak resmi anlamda okçuluk sporuna başladım.1987 yılından itibaren okçuluk antrenörlüğü yapıyorum.Milli Takım Antrenörlüğü yaptım; on tane antrenör, iki bölge antrenörü ve bir milli takım antrenörü ayrıca bir çok milli sporcu yetiştirdim.Sporcularım rekorlar kırıp, sayısız şampiyonluklar kazandı.İktisat fakültesi mezunuyum.1990 yılından itibaren kadrolu okçuluk antrenörü olarak görev yapmaktayım.1991 yılından bu yana da Türk-Osmanlı Okçuluk Tarihi ve olimpik bir spor dalı olan günümüzdeki Okçuluk Sporu hakkında araştırma yapmaktayım. Okçuluk Türklerin ilk ata sporudur ve ben de okçuluk sporunu çok seviyorum,okçuluğun yayılıp gelişmesi için çalışıyorum, bu nedenle Türk okçuluğunu hakkettiği yere getirmek için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum. -He was born in 1968 -Turkey.He has begun archery in 1981. Since 1987 he has been archery trainer. He has worked as Turkish National Team Trainer; educated many archers and already continue to this nice and hard job; studied Economy. He was born to be an archer ; try his best to develop archery in Turkey and World.

Beğendiğim Kitap : Zen ve Okçuluk

okçuluk video

Loading...

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı