Pazartesi, Ocak 14, 2008

Tokat' ta Okçuluk Sporu


-Tokat bölgesinde okçuluk sporu üç aydır yapılıyor ama bir çok minik sporcumuz bu ilimizde okçuluğa başlamış bile. Tokat' ta şu an yirminin üstünde minik okçu, antrenör Davut Kaya'nın denetiminde okçuluk çalışmalarını sürdürüyor .

-Davut Kaya; Gazi Osman Paşa Üniversitesi BESYO mezunu, genç beden eğitimi öğretmenlerimizden, okçuluğu çok seviyor ve çok çalışıyor.

-Sporcularının çoğu 26 Haziran İlöğretim ilkokulundan. Davut hocanın telefonu; 0 544 3442198 , Tokat'ta okçuluk sporu yapmak isteyenler Davut hocayı arayabilirler.

-Tokat il temsilcisi Dr.Y.Metin Aksoy, aynı zamanda Osmanlı Yayı yapan ender değerlerimizden. Sayın Aksoy, Tokat sağlık il müdürlüğü görevini de sürdürüyor.

- Tokat 26 Haziran İlköğretim Okulu' nda eğitim gören iki minik okçu kardeşimiz ; Kübra Çoban (1996) ve Ayşe Nur Dede (1996) , 28 0cak-04 Şubat 2007 tarihlerinde Ankara'da yapılacak olan Minikler Teknik Gelişim Kampı' na davet edildiler. Kendilerini ileride Milli Takım Kamplarında da görmeyi ümid ediyoruz.
















Cuma, Ocak 11, 2008

Çalıştırıcı Semineri . 05-06 Ocak 2008. Antalya

ÇALIŞTIRICI SEMİNERİ 2008

Türkiye Okçuluk Federasyonu tarafından her yılın başında düzenlenen okçuluk çalıştırıcısı semineri Antalya’da 5–6 Ocak 2008 tarihinde yapıldı.
İstiklal Marşımızın söylenmesi ve ardından Federasyon Başkanımızı Abdullah Topaloğlu’nun konuşması ile başlayan seminerin en önemli konusu yeni Baş Çalıştırıcımız Kim Young-Ho idi

Federasyon Başkanımız 2008 yılı programı ile açıklama yaptıktan sonra yeni baş çalıştırıcımız Kore’li Kim Young-Ho’yu Çalıştırıcılarımızla tanıştırdı. Kısa bir tanışma konuşması yapan yeni baş çalıştırıcımız daha sonra okçuluk hakkında genel bilgi verdi.
2 gün süren seminerde Gülşen Güler Balcı (güvenlik), Nejat Üstün (alt yapı), Viladimer Lekveishvili (antrenman programlama), Ahmet Kütahyalı (ısınma, güç geliştirme ve dayanıklılık) ve son olarak Cumhur Yavaş (sporcu seçimi ve genel çalışma programları) sunumlarını yaptılar.
80 kadar çalıştırıcımızın katıldığı seminer Pazar günü 100. Yıl Okçuluk Tesislerinde yapılan uygulamalı çalışmalar ve kapanış ile sona erdi.
Tüm çalıştırıcılarımız başarılar dileriz. ( Okçuluk Federasyonu )

- Kaynak : www.turkisharchery.org

* * * * * * * * * * ******************* * * * * * * * * * * *

- Okçuluk antrenörü seminerinde yeni Milli Takımlar Baş Antrenörü Sayın Kim Jeong-Ho' nun kendinden emin ve ümit verici konuşmaları dikkat çekiciydi. Hoca'nın verdiği çarpıcı teknik bilgilerle, şimdiye kadar çok basit teknik detayları gözden kaçırdığımızı görmüş olduk.Hoca ders notlarını Türkçeye çevirtip herkeze dağıtacağını da belirtti. Hoca çok tecrübeli, yıllarca Kore Okçuluk Milli Takım Antrenörlüğü yapmış, FITA' da görev almış gerçekten tecrübeli, zeki ve mütevazi bir değer.Bildiği herşeyi Türk antrenörlerine aktaracağını söyleyen Sayın Kim Jeong-Ho, ileride bir çok Türk okçuluk antrenörünün yurdışında görev yapabileceğini de söyledi.
- Seminerde anlatılan derslerin hepsi ileride PDF dosyası oarak okçuluk federasyonunun sitesinde yayınlanacağıda bildirildi.
- Antrenör Seminerine Katılan Tüm Antrenör Arkadaşlar ( Resim ) ... >>>

- Kim Hoca'yla Antalya Okçuluk Sahasında Hatıra Fotoğrafı Çektirdim.


- Tabi ki, bir kişi sadece teknik anlamada Türk okçuluğunu kalkındıramaz ama Hoca'nın bizlere çok şeyler kazandıracağını biliyorum, dört beş bölgede yetişen milli sporcular bundan sonra bir çok ilde de yetişecek artık. Hoca yanına değişik antrenörler alarak eğitecek ve Türkiye genelinde kalifiye antrenör sayısı artacak, milli takım da başarılı genç antrenörler görev yapacak.
- Yetişen genç antrenörlerin istihdamı için Okçuluk Federasyonu Başkanı Sayın Abdullah Topaloğlu gerçekten uğraş veriyor, ileriki zamanlarda bölgelerimizde bir çok antrenörlerimiz kalıcı olarak göreve başlayacak inancındayım.
- Hoca'dan beklentilerimiz çok fazla, inşaallah ülkemizde uzun zaman kalır da Türk okçuluğu istediğimiz seviyeye ulaşır.
- Okçuluk antrenörlüğünün bir meslek sayılması içinde girişimlerin bulunulması lazım ki devlet teşekküllerine direk okçuluk antrenörü alınabilsin.

Kim hoca kimdir ? :
- Kore Okçuluk Milli Takımında baş antrenör olarak 1983~1984, 1989~1991, 1996~1998, 2001~2002 dönemlerinde görev yaptı.
- 2006-2007 yıllarında Mısır / Kahire de MEAC (Middle east archery center ) da FITA Antrenörü olarak görev yaptı.

Perşembe, Ocak 10, 2008

SALON OKÇULUK YARIŞMASI , 25-27 OCAK 200, AKSARAY

TÜKİYE OKÇULUK FEDERASYONU BAŞKANLIĞI

Sayı : OKFED-2008- .../…./2008
Konu :
GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜNE

Okçuluk Federasyonunun 2008 yılı faaliyet programında yer alan Gençler ve Büyükler Salon Okçuluk Yarışması 25-27 Ocak 2008 tarihlerinde Aksaray ’da yapılacaktır.
Anılan yarışma ile ilgili kurallar aşağıda belirtilmiştir.
1- Yarışma, Recurve-Compound yay, Gençler -Büyükler, bay-bayan, kategorilerinde yapılacaktır.
2- Yarışmada 1990 ve daha küçük doğumlular genç olarak yarışacaklardır.
3- Yarışmada 18 mt mesafeden 2x30 ok atacaklardır. Yarışmada Gençler ve Büyükler kategorilerinde Bireysel ve Takım eleme yarışmaları yapılacaktır. Herkese açık olacaktır.
4- Minikler kategorisinde yarışmaya devam eden sporcular bu yarışmada yarıştığı takdirde daha sonra minikler yarışmalarında yarışamayacaklardır.
5- Yarışma Okçuluk Federasyonu Yarışma kuralları ile FITA kurallarına göre yapılacaktır.
6- Yarışmaya davet edilen antrenör, yönetici ve sporcular yarışmadan bir gün önce Aksaray’da bulunacaktır.
7- Yarışmayla ilgili Teknik Toplantı 24 Ocak 2008 günü saat 18:00 İl Müdürlüğü binasında yapılacaktır.
8- Yukarıda belirtilen gün ve saatte yapılacak olan yarışma teknik toplantısına katılma Belgelerinde adı geçen antrenör veya idareci, katılma belgelerinin aslı ve sporcuların lisansları ile katılmak zorundadır. Katılma belgelerinde, sporcuların branş, kategori ve kulüpleri açıkça belirtilecektir.
9- Yarışmada geçerli vizeye sahip lisans dışında hiçbir belge kabul edilmeyecektir.
10- Yarışmaya katılacak sporcu ve antrenörlerin Okçuluk Yarışma yönetmeliğinde belirtilen kıyafet ve esaslarına uymaları zorunludur.
11- Hakemlere ait görevlendirme Federasyonumuz tarafından yapılmakta olup gerekli geçici görev izinleri kendi bölgelerince alınacaktır.
12- Yarışmaya iştirak edecek hakem, idareci, antrenör sayıları aşağıda çıkartılmıştır. İller istediği kadar sporcu getirebilir.
13- Yarışmalara FITA kuralları çerçevesinde isteyen dilediği kadar sporcu getirebilecektir. Yarışmalara 6 sporcuya kadar iştirak eden iller 1 antrenör, 6-12 sporcu arasında katılanlar 1 antrenör, 1 idareci, 15 sporcu ve üzeri katılanlar 1 idareci, 2 antrenör getireceklerdir.
14- Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerince düzenlenecek resmi katılım yazıları dışında, Federasyonumuzca önceden yarışma serilerinin ve hedef numaralarının belirlenebilmesi için yarışmaya katılacak olan kafilelerin yarışma katılım formlarını doldurup 21 Ocak 2008 tarihine kadar 0312 3107283 Fax numarasına bildirmeleri gerekmektedir. Yarışma katılım formu http://www.turkisharchery.org/ alınabilir.
15- Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinden tasdikli kafile listesi olmayan kulüp ve il takımlarına ödeme yapılmayacaktır.
16- Yarışmalarda, bireysel sıralamada ilk 8’e kalan sporcular ile takım ve bireysel madalya yarışmalarında eleme atışları sonunda ½ Final atışı yapan sporculara ve İdarecilerine harcırah ödenecektir. (Aksaray ili hariç) Ayrıca ; yarışmaya katılan takımların bütün Antrenörlerine harcırahları ödenir. Sıralamaya giremeyip harcırah alamayan Sporcu ve İdarecilerin harcırahları uygun görülmesi halinde İl Müdürlüğü imkanı ile karşılanabilir.
Gereğini arz ederim.

Zeki ÖZTÜRK
Okçuluk Federasyonu
Genel Sekreteri
Türkiye Okçuluk Federasyonu Başkanlığı
Ulus İşhanı A/Blok Kat 7 No:716 Ulus/ANKARA

Tel:0312 3100752 Faks: 0312 3107283
Web: http://www.turkisharchery./org e-mail: okculukfed@gmail.com

- ORJİNAL KAYNAK : www.turkisharchery.org ' tan alınmıştır, asıl olan federasyonun sitesidir.

-------------- 000 ---------------

Salon Okçuluk Türkiye Şampiyonası
25-27 Ocak 2008 / Aksaray


Okçuluk Federasyonunun 2008 yılı faaliyet programında yer alan; Sezonun ve İlimizin ilk faaliyeti olan Gençler ve Büyükler Salon Okçuluk Türkiye Şampiyonası 25-27 Ocak 2008 tarihlerinde Aksaray ilinde yapılacaktır.Yaklaşık 20 ilden 200 sporcu ve 17 hakemin iştirak edeceği organizasyon Dağılgan Spor Salonunda devam edecektir.Cuma – Cumartesi günleri eleme yarışları ile devam edecek Şampiyonanın son gününde Olimpik ve Makaralı Yaylarda Gençler ve Büyükler Kategorisinin dereceye giren sporcu ve takımları belli olacaktır.Müsabaka Programı:1. Gün: 25 Ocak 2008 CumaSaat: 10.00 Eleme Atışları2. Gün: 26 Ocak 2008 CumartesiSaat: 10.00 Eleme Atışları3. Gün: 27 Ocak 2008 PazarSaat: 10.00 Eleme AtışlarıSaat: 11.00 – 12.30 Final Atışları – Ödül TöreniNOT: Yarışmayla ilgili Teknik Toplantı 24 Ocak 2008 günü saat 18:00 İl Müdürlüğü binasında yapılacaktır.Ulaşım:Terminalden kalkan servislerle eski sanayi kavşağı veya silolarda inen kafileler; siloların önünden kalkan dolmuşlarla Dağılgan Spor Salonu önünde inebileceklerdir.Yarışma ile ilgili kurallar aşağıda belirtilmiştir.1- Yarışma, Recurve-Compound yay, Gençler -Büyükler, bay-bayan, kategorilerinde yapılacaktır.2- Yarışmada 1990 ve daha küçük doğumlular genç olarak yarışacaklardır.3- Yarışmada 18 mt mesafeden 2x30 ok atacaklardır. Yarışmada Gençler ve Büyükler kategorilerinde Bireysel ve Takım eleme yarışmaları yapılacaktır. Herkese açık olacaktır.4- Minikler kategorisinde yarışmaya devam eden sporcular bu yarışmada yarıştığı takdirde daha sonra minikler yarışmalarında yarışamayacaklardır.5- Yarışma Okçuluk Federasyonu Yarışma kuralları ile FITA kurallarına göre yapılacaktır.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak tüm sporculara başarılar diliyoruz…
----------------------
KONAKLAMA BİLGİSİ İÇİN : 0 382 444 3 444 ' Ü ARAYABİLİRSİNİZ. ( Ben aradım yardımcı oldular.)

- Orjinal Kaynak : http://www.aksaray-gsim.gov.tr/TR/Icerik_Detay.asp?Icerik=568

Perşembe, Ocak 03, 2008

Kaybolan Değerlerimiz; Ok ve Yay Yapımı

Yayınlanma : 18 Nis 2005 - Aksiyon Dergisi, Ahmet Turan Alkan

OKÇULUK HÜNERİNİ KORUMAK ...

Beni en çok eski tarz üzre ok ve yayların yeniden imâli heyecanlandırıyor; fakat olimpik okçuluktan başlamak üzere, okçuluğun birbirinden farklı yönleri üzerinde gündelik hayata yeni bir menfez açmak artık mümkün.
“Hocam” diyor telefondaki ses, “sizin bilginiz olabilir; Ankara’dan bir hocamız eski Türk ok ve yaylarının yeniden imâli ile yakından ilgileniyor. Elinizde bu konuya dair tarihi kaynak, bilgi, doküman cinsinden şeyler mevcut ise çok makbule geçecektir.”
Zihnimi yokluyorum: Benim okçuluk sanatı ile yegâne münasebetim çocukluk yıllarının bostanlı günlerinde, kavaklar budanırken denk düşürdüğümüz uzun dalların iki ucunu kertip araya bir sicim bağlamak suretiyle yaptığımız basit şeylerden ibaret. Daha sonraları kavak dalının tez kırıldığını farkedip, erik ve iğde dallarına, sicim yerine bisikletlerin fren tellerine terfî ettiğimiz de olmuştu. Hatta bir ara hızımızı alamayıp ok şeklinde yuvarladığımız çam çıtalarının ucuna binbir zahmetle şekil verdiğimiz sivriltilmiş demir parçaları da sarmıştık da, meselenin nasıl vahim yerlere uzanabileceğini farkeden büyüklerimizin sert tenbihiyle hevesimizden vazgeçmiştik hani…
Belki heves itibariyle okçuluğa başlangıç için böyle bir hareket noktası cesaret verici sayılabilir ama çocukluk yıllarında filizlenip küllenmiş bir meşgaleden bahsediyoruz.
-Hayır, cevabını verdim, “eski Türk yaylarını yeniden imâl etmek çok heyecan verici bir fikir ama işe yarar yardımım sözkonusu olamaz maalesef.”
-Peki hocam, yay yapımında kullanılan manda boynuzu, sinir gibi ham maddeleri nereden temin edebileceğimiz konusunda bir fikriniz var mı?
İtiraf edeyim ki, o âna kadar yay imâlinde bu gibi organik maddelerin kullanıldığını bilmiyordum ama en azından artık şu gerçekten haberdardım: Bir yerlerde bazı sıradışı adamlar, son derece ilgi çekici ve heyecan verici işlerle uğraşıyorlardı ve okçuluktan ziyade bu insanların, ilerlemiş yaşlarına rağmen amatörlük heveslerini korumaları çok dikkat çekiciydi.
Aradan bir ay bile geçmeden o adamlardan biriyle tanışmak zevkine eriştim. Prof. Dr. Metin Orhan’ı size nasıl tasvir edeyim: Evvelen diş hekimi, ortodontist (yanlış bilmiyorsam diş hekimliğinin “çene” ile ilgili dalı), öğretim üyesi ve okçuluk amatörü. Uzunca boylu, sağlam yapılı, esmer, bana nedendir bilmem rahmetli Dündar Taşer’in fotoğraflarından akseden sıcaklığı ve bilgeliği hatırlatan bir sıradışı insan.
Sohbete başladıktan yarım saat sonra içimden şöyle bir sesin yükseldiğini hissettim: “Bu tam benim işim, ben de okçuluk sanatının en azından bir seyircisi, destekçisi, takipçisi olarak deftere yazılmak istiyorum!”
* * *
Elbette bütün mesele sadece ok ve yaydan ibaret değil. İşin kabaca sınai yönü var, sanat tarafı var ve bütün bunlardan sonra spor, eğlence, eğitim hatta tasavvufla ilgili yanı var; her yönü ile cezbedici bir anafikir. Metin Orhan Bey’in bana hediye etmek nezaketinde bulunduğu “Türk Okçuluğu” adlı ilmi kitabın sayfalarını karıştırırken meselenin ilmî ve tarihi boyutunun, en az ötekiler kadar sürükleyici olduğunu farkediyorum. Bu eser, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları arasında 1999 yılında neşredilmiş. Yazarı Doç. Dr. Ünsal Yücel. Zannımca okçuluk tarihi ve okçuluk zanaatının (aslında ’sanat’ının demek lazım) gelişimi konusunda Türkçe’de kaleme alınmış en derli-toplu eser olmak mevkiinde. Kitabı inceledikçe, 1986 yılında henüz 51 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuşan yazarın ne kadar saygıdeğer bir yöneliş ve merakla konuya eğildiğini anlıyorsunuz. Kitap, okçuluk hakkında genel mahiyette bilgilerden sonra özellikle Osmanlıların gündelik hayatında okçuluğun ne kadar önemli bir yer tuttuğunu gösteren örneklere yer veriyor. Meselâ bir savaş sanatı olmasının haricinde okçuluğun eski İstanbul’da gündelik hale gelmiş bir spor boyutunu kazandığını, “hedef ve menzil okçuluğu, okçulukla ilgili hüner ve gösteriler” başlıkları altında gündelik hayatın sık rastlanır bir ayrıntısını teşkil ettiğini öğreniyoruz. İkinci bölümde yay ve ok imâli anlatılmakta. Bu kısma göz gezdirirken okçuluk sanat ve zenaatinin âdeta bir endüstri halinde teşkilatlanıp kendine mahsus standartlar geliştirildiği, uygun hammadde sağlanmasının bile kanuni düzenlemelere bağlandığını da görüyoruz. Nişantaşı, Okmeydanı gibi artık anlamı kaybolmaya yüz tutmuş semt isimlerinin menşeini nereden aldığını belki meraklıları hâlâ hatırlıyor olabilirler ama sırf bu maksada hizmet etmek ve desteklemek için vakıflar tesis edildiğini, tekkeler kurulduğunu, okçuluk ve okçulukta kullanılan yardımcı araçları üreten zenaat gruplarının nasıl örgütlendiğini bilmek, artık sıradışı mâlumat olmaktan çıkarak kitap çapında bir ihtisas konusu haline gelmiş bulunuyor.
* * *
Aksiyon’un geçen sayısında “Golf doğudan yükselecek” başlıklı dosyayı görünce, hayli zamandır bekletip durduğum okçuluk meselesine eğilmenin zamanıdır diye düşündüm. Türkiye’de batı menşeli sporlar hakim; futbol, basketbol gibi çok tanınan türlerine ilaveten rugby, Amerikan futbolu, kriket, badminton, buz hokeyi gibi sporlar da filizlenmeye başladı. İtirazımız yok ama gündelik hayatın ayrıntılarında bu kadar “Amerikanize” olmanın da pek mânidar olmadığını zannediyorum. Milli spor denilince akla sadece güreş geliyor artık. Uzakdoğu dövüş ve savaş teknikleri hakkında raf dolusu Türkçe yayın bulunabilirken tarihi sporlarımızı ve hünerlerimizi hayatın içinden çıkarıp müze camekânlarında tecrid ediyoruz. Çok bilinen cirit bile Doğu Anadolu’da yılın belli günlerinde tekrarlanan bir seyir sporu haline geldi.
Böyle bir vasatta bazı insanların meslekleri haricinde zaman ayırarak Türklerin tarihi okçuluk birikimini yeniden hayata döndürmek için çalışması takdirin de ötesinde yoğun ilgi ve destek gerektiriyor. Bu konuda (www.kemankes.com) isimli internet sitesinde tarihi okçuluğa dair başlangıç bilgilerine erişmek mümkün. ( Artık bizim sitemizde de Osmanlı Yay ve Oklarının yapımları daha detaylı ve anlaşılır anlatılmaktadır : http://okculuk.blogspot.com ) Sitede ayrıca çalışmalara katılmak isteyenler için üyelik formu da yer alıyor. Üye olmak için bu sitede verilen adrese e-mektup yolladımsa da karşılığında İngilizce form gönderilmesi yüzünden bir türlü beceremedim. Siteyi yönetenler bu küçük pürüzü düzeltebilirlerse çok iyi olur.
Bu arada, yukarda bahsettiğim “Türk Okçuluğu” isimli eserin yeniden ama daha cazip bir baskı tekniği ile basılarak okullara ve gençlerin rahatça erişebileceği yerlere ulaştırılmasını temenni ediyorum.
* * *
Beni en çok eski tarz üzre ok ve yayların yeniden imâli heyecanlandırıyor ama olimpik okçuluktan başlamak üzere, okçuluğun birbirinden farklı yönleri üzerinde gündelik hayata yeni bir menfez açmak artık mümkün. Günün birinde her şehirde, her üniversitede, her spor kulübünde okçuluk dalında hizmet veren kulüplerin faaliyete geçtiğini, amatör okçuların çığ gibi büyüyerek spor hayatımıza yeni bir boyut ilave ettiğini de görürüz inşallah.

Kaynak : http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=20921

Çarşamba, Ocak 02, 2008

İstanbul' un Son Nişan Taşları


İnsan yaptığı her işten hikmet çıkarma çabasına girer. Farklı bakış açılarından yola çıkarak, aklın yolu birdir dediğimiz sonuçlara ulaşılır ve benzeri çıkarımlar oluşur. Bunlar bazen mesleki düsturlar olabileceği gibi, yaşamla ilgili insan davranışları ya da toplumsal ilişkileri yorumlayan sözler olur. İnsan iyiyi ve kötüyü bir arada yaşadığı için, iyi şeyden de kötü şeyden de bir şeyler öğreniyor.
Savaşlar ve savaşma sanatları insanların yüzyıllardır akıl yorduğu bir alan. Eski dönemlerde, özellikle ateşli silahların bulunuşundan önce, savaşma sanatı bir yiğitlik ve cengaverlik göstergesi sayılırdı.. Ne zaman ki ateşli silhlar bulundu savaşmanın da yüzü değişti. Bu nedenle “Tüfek icat oldu, Mertlik Bozuldu” sözü dilimize yerleşti.
M. Şinasi Acar’ın Arkeoloji ve Sanat Yayınlarından çıkan “İstanbul’un Son Nişan Taşları” adlı kitapta Türklerde ve Osmanlıda ok ve yayın kullanımına ilişkin sosyal ve teknik bilgilere yer verilmiş. “Osmanlı Yay ve Okları” bölümünde yer alan “Türklerde Okçuluğun Önemi” makalesinde, okçuluğun önemi ve sosyal yaşam içindeki yerine dikkat çekilmiş. Tüfeğin icat olmasına rağmen Türklerde okçuluk eski önemini korumaya devam etmiş. Bu alanda sosyal bir düstur da oluşturulmuş. Kitapta yer alan bilgilere göre: “Değişik sınıftan kişilerin hiçbir ayırımcılık gözetilmeden eşit koşullarda bir araya gelebildiği, ayrıcalıklı bir kurum oluşturmuş” Ustalığın önemli sayıldığı bir alanda sultan ya da vezir olmak değil, başarı itibara konu olmuş ve kendi geleneğini oluşturmuş. Kitapta bu konuya şöyle yer verilmiş. ”Daha önce dikilmiş bir nişan taşını aşarak ondan daha uzağa atarak rekor kırmaya menzil almak ya da menzil bozmak denir… Bunun arkasından okun saplandığı yer biraz kazılıp çakıl doldurularak işaretlenir ve altı ay içinde taşı dikilirdi Taşın bir ziyafetle diktirilmesi ve bu törende rekor sahibinin, olanakları ölçüsünde hediyeler dağıtması gelenektir”
M. Şinasi Acar, kitapta okçulukla ilgili malzeme ve nişan taşları matematiksel olarak da yorumlamış. Bu yönüyle eser, aynı zamanda bir kaynak eser niteliği kazanmış. Bu alanla birlikte yaylara yazılan sözler daha da dikkatimi çekti. “Yay gibi eğri olursan elde tutarlar seni, Ok gibi doğru olursan yabana atarlar seni”, “Yay gibi eğri olursan elde kalırsın, Ok gibi doğru olursan menzil alırsın”, “Eğriyi yay gibi âgûşa(göğse) basarlar, Doğruyu ok gibi yabana atarlar”, “Doğru olsan ok gibi, elden atarlar seni, Eğri olsan yay gibi, elde tutarlar seni” İnsanın hikmet elde çabasının ürünü olan bu sözler, insanların yaşadıklarını bir öğrenme alanı olarak gördüğün de işareti sayılabilir.
M Şinasi Acar çalışmalarıyla, ok meydanı ve dışındaki Nişan Taşlarının yerlerini titizlikle saptamış. Ancak gerek Ok meydanının bugün geldiği noktaya, gerekse de Nişan Taşlarının durumlarına baktığımızda geçmişteki kültürel değerlerin korunmadığını hatta isteyerek ve hoyratça yok edildiğini görüyoruz. Bir kez daha anlaşılıyor ki toplumsal hafızamızı yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz(!)
Günümüzde de okçuluk bir spor dalı olarak yapılmaya devam ediliyor. Ancak yapılan hiçbir işte kurumlar arası işbirliği yok. Kültürel değerleri korumak başka bir kurumun işi, sporu geliştirmek başka bir kurumun işi. Bu durumda hiçbir kurum ve disiplin hangi şeyin kendine miras bırakıldığına dikkat bile edemiyor.
“Tüfek İcat Oldu” mertlik bozuldu. Bugünkü av-nişan ve savaş alanları centilmenlik içermiyor bunu biliyoruz. Ama hiç değilse kültürel varlıkların korunmasında daha dikkatli davranılabilir. M. Şinasi Acar’ın bu çalışmasının bu konularda işaret edici yanının önemsenmesi bu türden çalışmaların çoğalması dileğiyle…


Bu yazı Cumartesi, 24 Kasım 2007, 16:24 tarihinde 2007 Yılı, Anadolu Gazetesi, YAZILARIM kategorisi altında yayınlandı.

Perşembe, Aralık 27, 2007

Okçuluk : Milli Takım Antalya'da Kampa Girdi

OKÇULUK :

MİLLİ TAKIM ANTALYA'DA KAMPA GİRDİ


Avrupa Salon Şampiyonası'na hazırlanan genç milli takımın kampı bir hafta sürecek.
Dilek Sabancı Spor Salonu'nda antrenörler İzzet Tekeli ve Erol Öktem gözetiminde günde çift idmanla çalışmalarına sürdüren Okçuluk Genç Milli Takımı, Antalya'da bir hafta kamp yapacak.
İtalya'nın Torino kentinde Mart ayında düzenlenecek Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası'na hazırlanan 10 sporcunun yer aldığı milli takım, bir haftalık kampın ardından üç kamp daha yapacak. Kamp süresi sonunda Avrupa Şampiyonası'na 6 sporcu götürülecek.
Antrenör İzzet Tekeli, yaptığı açıklamada, şampiyonaya iddialı hazırlandıklarını söyledi. Tekeli, ''Hedefimiz ferdi ve takım olarak dereceye girmek. Kamp çalışmaları da çok iyi başladı. Hiçbir sıkıntımız bulunmuyor. İyi bir ekibimiz var ve umarım gayretlerimiz boşa gitmeyecek'' dedi.

Çarşamba, Aralık 26, 2007

Görme Engelli Okçu

- Archery: Harry The Visually Impaired Archer

Salı, Aralık 18, 2007

Minikler Türkiye Salon Okçuluk Şampiyonası -2007

- 15-16 Aralık 2007 tarihlerinde Antalya Murat Paşa Spor Salonu'nda yapılan Minikler Türkiye Salon Okçuluk Yarışması'na 144- sporcu katıldı. Okçuluk sporunun hızla geliştiğni gösteren bu sayı çok memnun verici bulundu. Okçuluk Federasyonu'nun çalışkan başkanı Sayın Abdullah Topaloğlu yarışmanın başından sonuna kadar illerden gelen idareci ve antrenörleri dinleyip onlarla istişarede bulundu.

- 15-16 Aralık 2007 tarihlerinde Antalya Murat Paşa Spor Salonu’nda yapılan Minikler Türkiye Salon Okçuluk Şampiyonası’na katılan 144- minik okçu gerçekten çok güzel yarışma çıkarttı.
- İlk gün; sabah gurubunda Olimpik Minik Erkekler,öğleden sonrada Olimpik Minik Bayanlar,Compound Minik Erkekler ve Compound Minik Bayanlar yarıştı.Yarışmada 60 cm.’lik hedef kağıdına toplam 60 ok atışı yapıldı ve ferdi sıralama toplam puana göre belirlendi.Yarışmanın ikinci gününde takım atışları eleme turları yapıldı.
- Bir önceki minikler yarışmasına göre her kategoride sporcu sayısı iki kat artmıştı.Olimpik yay malzemelerinin çoğunu federasyon destekli elde eden bölgeler olimpik yay kategorisine daha çok önem vermişlerdi.Compound yay sporcularının hepsi kendi malzemelerini kulüp kanalıyla veya kendi imkanlarıyla almışlardı.Buna rağmen compound yay sporcularının sayısı bir önceki minikler yarışmasına göre iki kat artmıştı.
- Okçuluk federasyonu başkanı sayın Abdullah Topaloğlu illerden gelen idareci ve antrenörlerin sorunlarını dinledi ve istişarede bulundu.
- Yarışma sonunda 1994 doğumlu ve daha küçük doğumlu sporculardan başarılı olanlar ileride düzenlenecek olan gelişim kamplarına çağırılacaklar.

YARIŞMA SONUÇLARI :


Madalya Dağılımı :





Compound Yay :















Olimpik Yay:



























*****************

Cuma, Aralık 07, 2007

Minikler Salon Türkiye Şampiyonası - Antalya / 15-16 Aralık 2007

- Yarışma için yeni bölgelerin antrenörlerine ve idarecilerine bir kaç hatırlatma yapmak istiyorum;

a- Sporcularınızın beyaz kıyafetlerle ( alt ve üst) ve spor ayakkabılarıyla yarışmaya girmelerini sağlayın
b- Salon yarışmaları biraz sıkışık olduğu için sporcularınıza yanındaki sporculara değmemeleri gerektiğini hatırlatın
c- Sporcularınıza oklarını hedeften çekerken dikkatli, sırayla ve çektikleri okun kimseye zarar vermemesi için çok özen göstermelerini bilhassa hatırlatın
d- Son olarakta sporcuların üşümemesi için gerekli kıyafetleri yanlarında bulundurmalarını sağlayın
e- Yarışma esnasında Konya altındaki otellerde kalacak kafileler kendi imkanlarıyla salona gideceklerdir, yada ayarlanan servislere ücretlerini ödeyeceklerdir.Otel fiyatları 25 YTL.(Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil).

- Aşağıda Okçuluk Federasyonu Sitesinde Yayınlanan yarışma talimatnamesi vardır. Orjinal Kaynak Okçuluk Fed.Sitesidir :



TÜRKİYE OKÇULUK FEDERASYONU BAŞKANLIĞI

Sayı : OKFED-2007- .../…./2007
Konu : Türkiye Şampiyonası

GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜNE

Okçuluk Federasyonunun 2007 faaliyet programında yer alan “Salon Minikler Okçuluk Türkiye Şampiyonası” 15-16 Aralık 2007 tarihleri arasında Antalya da yapılacaktır.
Anılan yarışma ile ilgili kurallar aşağıda belirtilmiştir.

1-Yarışma, Recurve-Compound yay, Minikler , bay-bayan, kategorilerinde yapılacak olup, sıralama ve takım yarışmaları yapılacaktır.1993 ve daha sonra doğanlar yarışabileceklerdir.
2-Yarışmada 18 mt mesafeden 25 metre hedef kağıdına 2x30 ok toplam 60 ok atacaklardır.
3-Yarışmada Sporculara toplam puan atışlarına göre madalya verilecektir. Yarışmalarda bireysel eleme turları yapılmayacak ve takım yarışmaları yapılacaktır.
4-Yarışma Okçuluk Federasyonu Yarışma kuralları ile FITA kurallarına göre yapılacaktır.
5-Yarışmaya davet edilen antrenör, yönetici ve sporcular yarışmadan bir gün önce Antalya da bulunacaktır.
6-Yarışmayla ilgili Teknik Toplantı 14 Aralık 2007 günü saat 18:00’da, Antalya Muratpaşa Belediye Spor Salonunda yapılacaktır.
7-Yukarıda belirtilen gün ve saatte yapılacak olan yarışma teknik toplantısına katılma Belgelerinde adı geçen antrenör veya idareci, katılma belgelerinin aslı ve sporcuların lisansları ile katılmak zorundadır. Katılma belgelerinde, sporcuların branş, kategori ve kulüpleri açıkça belirtilecektir.
8-Yarışmada geçerli vizeye sahip lisans dışında hiçbir belge kabul edilmeyecektir.
9-Yarışmaya katılacak sporcu ve antrenörlerin Okçuluk Yarışma yönetmeliğinde belirtilen kıyafet ve esaslarına uymaları zorunludur.
10-Hakemlere ait görevlendirme Federasyonumuz tarafından yapılmakta olup gerekli geçici görev izinleri kendi bölgelerince alınacaktır.
11-Yarışmaya iştirak edecek hakem, idareci, antrenör sayıları aşağıda çıkartılmıştır. İller istediği kadar sporcu getirebilir.
12-Yarışmalara FITA kuralları çerçevesinde isteyen dilediği kadar sporcu getirebilecektir. Yarışmalara 6 sporcuya kadar iştirak eden iller 1 antrenör, 6-12 sporcu arasında katılanlar 1 antrenör, 1 idareci, 15 sporcu ve üzeri katılanlar 1 idareci, 2 antrenör getireceklerdir.
13-Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerince düzenlenecek resmi katılım yazıları dışında, Federasyonumuzca önceden yarışma serilerinin ve hedef numaralarının belirlenebilmesi için yarışmaya katılacak olan kafilelerin yarışma katılım formlarını doldurup 10 Aralık 2007 tarihine kadar 0312 3107283 Fax numarasına bildirmeleri gerekmektedir. Yarışma katılım formu http://www.turkisharchery.org/ alınabilir.
14-Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinden tasdikli kafile listesi olmayan kulüp ve il takımlarına ödeme yapılmayacaktır.
15-Yarışmalarda, Minikler kategorisinde bireysel sıralamada ilk 16’ya kalan sporculara ve takımlarda eleme atışları sonunda ½ Final atışı yapan sporculara ve İdarecilerine harcırah ödenecektir. (Antalya ili hariç) Ayrıca; yarışmaya katılan takımların bütün Antrenörlerine harcırahları ödenir. Sıralamaya giremeyip harcırah alamayan Sporcu ve İdarecilerin harcırahları uygun görülmesi halinde İl Müdürlüğü imkanı ile karşılanabilir.
Gereğini arz ederim.


Zeki ÖZTÜRK
Okçuluk Federasyonu
Genel Sekreteri

DAĞITIM : Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne;
Adı Soyadı :
Görevi :
--------------------------------------------------------------

- Orjinal Kaynak : www.turkisharchery.org

Okçuluk ve Fatih

Rekor Kırdı, Hayatını Kurtardı :
Özbay Güven, Osmanlı Devleti'nin sporcuyu anında ödüllendirdiğini de belirtiyor. "Osmanlı sporcuyu hem korur, hem de anında mükafatlandırırdı. Osmanlı'nın sporcuya değer vermesini size bir örnekle anlatayım. Solak Sinan Subaşı, Fatih Devri'nin en büyük kemankeşlerinden birisiydi. Okmeydanı'nda da 1200 gezin üzerinde iki rekoru vardı. Sinan Subaşı, Silifke Kalesi'nin komutanıyken Karamanoğulları kaleyi ele geçirince Fatih öldürülmesi için ferman verdi. Fakat o sıralarda Sinan Subaşı rekorlar kırdığı için padişah kendisini affederek 'Kanını menziline öndül (ödül) koydum' dedi".

Fatih'in Oku :
Ayasofya'ya girdikten sonra Fatih , bir ok çekip '' alametim olsun '' diyerek Ayasofya kubbesinin ta ortasına attı.Bu okun yeri halen görülmektedir.
( Evliya Çelebi Seyehatnamesi 1.Cilt Syf:76,Çeviren : Mehmet ZILLİOĞLU )
- Okçuluk antrenmanları; mutlaka bir antrenör eşliğinde ,emniyet tedbirleri alınmış güvenli bir alanda ve kimseye zarar vermiyecek bir şekilde, yapılmalıdır.
KENDİNİZE DEĞER VERİN : A K R A F M C A N L I Y A Y I N

Okçuluk Bir Ata Sporudur

Okçuluk insanlığın varoluşuyla birlikte doğmuştur.Türkler ok ve yayı hem sanatsal hem de teknolojik açıdan ele alıp günümüze kadar getirmişlerdir.Osmanlı'larda okçuluk zirveye çıkmış ; top menzilinin 600 m. olduğu zamanlarda osmanlı okları 800 m.yi geçiyordu. Devamı...>>

Hakkımda

Fotoğrafım
KOCAELİ, İzmit, Türkiye
1968 doğumluyum.Beş yaşından beri ok atıyorum, 1981 yılında 13 yaşımda lisanslı olarak resmi anlamda okçuluk sporuna başladım.1987 yılından itibaren okçuluk antrenörlüğü yapıyorum.Milli Takım Antrenörlüğü yaptım; on tane antrenör, iki bölge antrenörü ve bir milli takım antrenörü ayrıca bir çok milli sporcu yetiştirdim.Sporcularım rekorlar kırıp, sayısız şampiyonluklar kazandı.İktisat fakültesi mezunuyum.1990 yılından itibaren kadrolu okçuluk antrenörü olarak görev yapmaktayım.1991 yılından bu yana da Türk-Osmanlı Okçuluk Tarihi ve olimpik bir spor dalı olan günümüzdeki Okçuluk Sporu hakkında araştırma yapmaktayım. Okçuluk Türklerin ilk ata sporudur ve ben de okçuluk sporunu çok seviyorum,okçuluğun yayılıp gelişmesi için çalışıyorum, bu nedenle Türk okçuluğunu hakkettiği yere getirmek için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum. -He was born in 1968 -Turkey.He has begun archery in 1981. Since 1987 he has been archery trainer. He has worked as Turkish National Team Trainer; educated many archers and already continue to this nice and hard job; studied Economy. He was born to be an archer ; try his best to develop archery in Turkey and World.

Beğendiğim Kitap : Zen ve Okçuluk


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

free counters